Ruslar’la iş yapmak

Rusya Türkiye ekonomisi deyince aklımıza son krizler ve Türkiye’yi tercih eden rus turistler geliyor.

Bir de domates meselesi vardı hatta bir ara bu ikili ilişkilerin sembolü olmuştu.

Ben de merak ettim bu konuyu ve bu ilişkileri bilenlere sordum. 20 yılı aşan Rusya’da iş yapma geçmişime sahip bir uzmana sorularımı yanılttım o da sağ olasın bana cevap verdi. Şimdi bizim uzun uzuna konuştuklarımızı değerli okuyucularımıza da sunuyorum. Umarım faydalı olacaktır.

Bülent Kahraman kimdir? Biraz kendinizden bahseder misiniz?

IMG-20180330-WA0036
Bülent Kahraman Rusya Uzmanı / Danışman

Rusya danışmanlık şirketinin ortaklarından bir tanesiyim. Rusya Türkiye arasında veya Rusya ile diğer ülkeler arasında ticaretin geliştirilmesi adına çalışmalar yürütmekteyim.

Rusya’da da yirmi yıl yaşadınız. Bir danışmanlık şirketi olarak bugün Rusya Türkiye ticari ilişkilerinde önemli sorun neleri görmektesiniz?

Öncelikle Ticaretin olması için karşılıklı güven mekanizması olması lazım. Şu anda o güven mekanizması Uçak krizinden sonra yeni yeni düzelmesine rağmen 100 birimden %40’ı ancak oturmuş durumda, yine %60’lık bir karşılıklı güvensizlik ortamı var.

Güvensizlik derken yani Türkiye’deki iş adamı, Rusya’daki iş adamına mı güvenmiyor yoksa Türkiye’deki iş adamı Rusya’daki iş ortamına mı güvenmiyor?

Evet, burada en önemlisi insanların kafasını karıştıran soru bu. Bizler 20 senelik tecrübelerimizde gördük ki, Rusya’da daha çok tek bir kişinin kararlarıyla pazar ekonomisi koşularının aniden değiştiğini ve bu değişiminde pazar ekonomisi koşullarının tam tersine geliştiğini gördük. Rusya’da devletten bir kişinin talimatıyla sizin senelerdir yaptığınız yatırımlar, çalışmalar, izinleriniz, oturma vizeniz bütün bunların hepsi bir gecede iptal edilebiliyor. Başka bir ülkede böyle bir şey yapılması söz konusu değil. Böyle bir uygulama yok ama Rusya’da bir gecede olan olaylardan dolayı pek çok ailenin dağılması, firmanın kapanması, pek çok insanın işini kaybetmesi gibi bir belirsizlik ortamı oluştu. Bunun sebebi ise bir NATO ülkesinin Rusya Federasyonuna ait uçağın düşürülmesiydi.

Savaş nedeni değil midir?

Elbette, savaş nedeni ama bu savaş nedeni aynı zamanda şunu da gösterdi. Biz iki ülke olarak aramızda güvenilir bir diyalog geliştirmemişiz. Bu uçak krizinden sonra o güvenilir bir diyalogun geliştirilmesi yönünde, her iki tarafın siyasetçileri adım attılar. Arada haftalık telefon görüşmeleri, ayda bir karşılıklı görüşmeler bunların hepsi siyasetçilerin daha yakın ilişkiler kurmasına neden oldu. Eskiden 6 ay da bir gidip el sıkışma vardı, şimdi telefonla da olsa diyaloglar haftada bir, on beş günde bir tekrarlanıyor veya siyasetçiler daha sık buluşmak için çeşitli toplantıları bahane ederek, Dışişleri Bakanları, Başbakanlar veya Cumhurbaşkanları daha sık birbirleriyle görüşüyorlar. Rusya’daki sistemi ben yakinen biliyorum (siyasi sistemi). Siyasi sistem bir denge sistemi değil daha çok emir komuta sistemi şeklinde yürüyor. Birisi yukardan emir veriyor, aşağıya doğru o emir yerine getiriliyor. Türkçede hatta şöyle bir söz vardır. ‘’Birisine vur dersiniz adamı öldürürler’’ Yani vurmak ayrıdır, öldürmek ayrıdır. Şimdi Rusya’da da şöyle siyasi ekip vurun diyor, onun altındaki adamlar başlıyor öldürmeye. Halbuki vurmak öldürmek değildir, yani bir yumrukta vurursun adama veya bir tokatta vurursun bu tokat ona bir ders vermek anlamındadır ama öldürmek adamı yok etmek anlamındadır.

Ruslar uçak krizinde Türkiye’yi bir nevi öldürdüler mi?

Evet, vurma işini öldürmeye çevirdiler diye anlıyoruz biz. Bu tabi nereden ortaya çıkıyor? Yani fuara giden iş adamlarını alıp hapse koymalar falan. Tamam adama de ki; kardeşim fuarlara gelmişsin ama sana iki gün süre iki gün sonra lütfen ülkeyi terk et diyebilirsin, alıp hapse koymanın ne anlamı var? Adam zaten silahlı biri değil ki, adam ticarette gelmiş oraya. Ama sen ticaret yapmasını istemiyorsun. İki gün süre ver de ki; al kardeşim al biletini iki gün sonra çek git de. Bu gibi tatlı çözümler veya daha mantıklı çözümler bulmak yerine adamı fuar alanından topla cipe doldur, karakola götür ondan sonra tek tek oturttur ellerinden yazı al, kimseyle görüştürme vs. Rusya’nın eski sisteminde gördüğümüz şeyleri yeni gelen düşmanlara, yani düşman gibi görüp, insanlara uygulamasını üzücü oluyor. Bunların her biri Türkiye’deki bütün iş adamları tarafından görüldü. Oradaki insanlar görülmüyor diye kabul ediyorlar ama o günlerde özellikle Krasnodar’daki tarım fuarına giden iş adamlarının televizyonlarda nasıl haykırdıklarını gördük, aç kaldık, susuz kaldık dediklerini. Türkiye’de herkes gördü. Şimdi bu iş adamları Rusya’daki insanlarla nasıl ticaret yapsın? Yani bu iş adamları döndü geldi diyelim, çoğu iş adamının bu olaylardan dolayı parası da  kayboldu, eşyaları da kayboldu vs. Şimdi bu iş adamını sen nasıl ticarette ikna edebilirsin? Çünkü sistem bir asker gibi emir komuta sistemiyle çalışıyor, bir siyasi sistemle çalışmıyor. Siyasette dersin ki; aynı ABD büyükelçiliğine denildiği gibi ‘’seni istenmeyen adam ilan ediyorum. Sana 48 saat süre veriyorum, bin uçağına çek git.’’ Doğrusu da bu. İş adamlarını kolundan tutarak atmak değil. O iş adamı da sen bunu dedikten sonra ‘’yok kardeşim ben istediğim kadar kalırım.’’ Demez ki, diyemez ki zaten. İş adamlarına da al biletini 48 saat içinde dön denile bilinirdi. Daha diplomatik dilde buluna bilinirdi veya en azından çalışma vizeleri, şirketlerin yaptığı işlerdeki şeyler direk iptal yoluna gidile bilinirdi. Halbuki iptalden önce yapılması gereken aşamalar var.

Nedir bu aşamalar?

  1. Analiz yaparsın; hangileri gerçekten çalışıyor, hangilerinin çalışma lisansları var. 2. İlişkileri olaya bağlı olarak 6 ay donduruyorum denile bilinir ve mevcudiyeti korumak için yapıla bilinirdi. İptalde ise iş adamının yasal bir hakkı var ve yasal bir ihale almışsa, işçi getirmiş, masraf yapmış, bina yapmışsa ve binanın 5. katında sen iş adamına dur diyorsun. Bundan sonra her bir yasal hakkını bu iş adamı kaybediyor ve toplayıp her şeyini alıp çekip gidiyor. Peki böyle olur mu? Sen pazar ekonomisine geçtim diyorsun ve iş adamının, bir gecede bütün sistemini alt üst ederek, pazar ekonomisine, rekabete göre yapılmaması gereken şeyleri yapıyorsun. Peki bu ne kadar doğru? Elbette değil. Tamamen duygusal hareketler ve az önceki şeye geliyoruz. ‘’vur diyor yukardaki aşağıdaki öldürüyor.’’ Üniversite ki Türk öğrencileri dersten çıkarıp, doğruca havaalanında götürdüler. Üniversite ki öğrenci ne yapabilir? Senin siyasetinle, uçağınla alakası yok. O öğrenci oraya okumaya gelmiş, dil öğrenecek, belki Rusya’ya belki Türkiye’ye bir faydası olacak, oda yarın değil 3-5 sene sonra bu öğrenciyi derdest edip, direk havaalanına götürüp ilk uçağa koyman neyi çözdü? Çözmedi. Bunlar Rusların verdiği duygusal reaksiyonlardı. Rusya Türkiye’ye ders vermek isteyebilir, kızmış olabilir ama ders vermek böyle olmaz. Öncelikle ilişkileri dondurursun ve şu tarihten itibaren Türkler 6 ay itibariyle bir işe başlamasın, vizeyi durduruyorum (halkların birbirleriyle kaynaşmasındaki en etken vize serbestisidir) diyebilirsin İş adamları bir ülkeye ne kadar rahat girip çıkarsa o kadar çok ticaret yapar. Ticaretin büyümesinde büyük etkendir vize.

Ruslar uçak krizinden dolayı bu sistemi yaparken daha çok kazanmış gibi olmadı mı? Böylelikle Ruslar Türkiye’ye ekonomik olarak zor durumda bırakmak istemiş olabilirler mi? Çünkü Rusyalar kiminle kavga etmişlerse, Ukrayna, Gürcistan ve Avrupa’ya da aynı sistem üzerinden gitmişlerdir. Doğalgaz ve halklar üzerinden gidilmesini işleyen bir sistemleri var. Uçak krizini bahane ederek, Rusya’dan Türkiye’ye gelecek olan dövizi, milyonlarca turisti ve alınacak malları engellemek istemiş olabilir mi? Vur derken öldürmek istemeleri bu nedenden mi? Bunun sonunda Rusların ticarette kazandıklarını söyleyebilir miyiz?

Şahsi görüşüm Rusların yüzde yüz kazandıklarına inanmıyorum. Neden mi? Şimdi siz insanları uçak düştüğü anda göndermemeye başladınız, bu insanlar paralarını Rusya içinde mi harcadılar? Hayır, paralarını Dubai’de, Tayland’da harcamayı tercih etti. Bu iş adamlarının bir kısmı çok yakın arkadaşlarım. Uzak doğu tarafına Endonezya gibi ülkelere gittiler. Sonuçta iş adamları ya da turistler Türkiye’ye gelip 500 dolar 1000 dolar harcayacakken, belki diğer ülkelere gidip 1200 dolar harcadı. Bunun anlamı ise, Ruslar biraz daha borçlanıyor. Rus hükümetinden aldığı veya Rus bankalarında aldığı parayı yine tatil amaçlı harcıyor. Türkiye’ye gelip harcamıyor ama başka ülkelere gidiyor. O insanlar bizim Türkiye ile ilişkilerimiz kötü diye tatile gitmiyor. Öyle düşünüyorsanız yanlış ve Siz Türkiye’ye ticari ambargo uyguladığınızda, peki o insanlara ne oldu? 80-90 rubleye kilosu domates yerken, 1 hafta sonra domatesin kilosu 380 rubleye çıktı. Bu olayda kim kazandı? Kimse kazanmadı. Ne olduysa gariban Rus emeklisine oldu. Bu emekliler Rusya’nın %40’ını oluşturan insanlar. Bu ambargo ile siz kime fayda sağladınız? Kimseye fayda sağlamadığı gibi kimsede kazanmadı. Rusların zararına olurken, İran kazandı. Domatesi İran’dan getiren, Azerbaycan’dan getiren veya Türk domatesini Belarus üzerinden getirenler oldu. Rus hükümeti halkını doyurmak zorunda, siz bunu Türkiye’den almasanız dahi bir şekilde başka ülkelerden almak zorundasınız ki, Mısır’dan, Fas’dan ve Cezayir’den almak zorunda kaldılar. Çünkü Rusya Türkiye’ye ambargo uyguladıktan sonra bunları hemen üretmeye başlamadılar yine bir yerlerden almak zorundaydılar.

Rusya’nın amacı Türkiye’yi cezalandırmak mıydı?

Rusya’nın amacı bu ise, evet Rusya Türkiye’yi cezalandırdı.

Rusya’da insan devlette hizmet eder anlayışı varken, Türkiye’de ise tam tersi devlet insana hizmet eder anlayışı var. O nedenle Rusya çokta kendi insanlarının tatillerinden olduklarını ya da domates alamadıklarını için Rus hükümetini endişeye iten bir durum olduğunu düşünüyor musunuz?

Rusya’da orta sınıfın yaşadıkları üst düzeyin umurunda değil. Siyasi olarak ülkeyi bir savaş ekonomisi üzerine kurmuştur. Örneğin Suriye’de 200 askerin varken şimdi 20 bin askerin var. Suriye Rusya için artık vazgeçilmezdir. Eskiden Rusya’da ayda bir Suriye haberi çıkarken şimdi her gün Suriye haberi görüyoruz. Bu gibi haberler gündemin başına otursun halk ekonomiyi unutsun diyorsan evet bu bir başarıdır. Olayı büyütüyorsun daha fazla haber oluyor.

Bu olaylardan sonra Rusya kendi iç üretimimiz artsın (yerli mal) diye başlamıştı, peki başarılı oldular mı?

Türkiye’nin şu anki domates ihracatına gelebilmesinden 15 sene geçti. 15 sene içinde Türkiye a’dan z’ye bu işi öğrendi. Ruslarında bu işi öğrenebilmesi için 15 sene değil, en azından bir 10 sene geçmesi lazım. Çünkü domates salatalık gibi böyle canlı ürünler dalından koparıldıktan sonra ciddi bir yarış başlıyor. İnsanlar gece 3’de 4’de seraların içine girerek onu koparıyorlar ondan sonra kasalarla hale geliyor veya paketleme ünitesine geliyor, sabah 7’de paketleniyor, saat 10’da 11’de paketleme bitiyor sonra tıra yükleniyor, tır soğutuluyor, 12’de tır hareket ediyor, Samsun’a doğru yolla çıkıyor, yolla çıkarken önce gerekli bütün evrakları hazırlıyor, tır akşam Samsun’da oluyor, bütün evrakların şoföre verilmesiyle işlem tamamlanıyor. Bunlar tamamen 10 senenin sonunda oluşan organizasyondur. 10 sene içinde ambalaj gelişti, en önemlisi ise ürünün dayanıklılığı gelişti. Türkiye’nin 10 sene önceki domatesi ile şu an Rusya’ya giden domatesi ile arasında neredeyse okyanus kadar fark var. Çünkü 10 sene önce giden domatesin dayanma süresi 1 haftaydı, şimdi zaten 1 hafta yolda geçiyor, domatesi alan marketçi diyor ki; bana domatesin 15 gün raf ömrü çıksın. 1 hafta raf ömrü, 1 haftada yol derken domatesin koparıldıktan sonra en 3 hafta (21 gün) taş gibi durması lazım bunu her cins domates de bulamazsın, bunu ancak geliştirdiğin tecrübe ile yapabilmen mümkün. Mesela domatesin büyüklüğü hepsi aynı olmalı bütün bu kriterleri yetiştirebilmen için senin 10 sene çalışmış olman lazım. Elbette topraksız tarım en önemlisi ve bütün bunları arka arkaya koyduğunda 10 sene sonra Türkiye bu aşamaya gelmiştir ve Rusya’ya standart, pürüzsüz, kaliteli bir mal tedarik ediyor. Bugün Rus piyasasına gittiğinizde Fort-Rostov city’de sorun kimin mallı daha iyi diye. İran domatesi var ama almıyor kimse. Neden? Çünkü İran’ın mallını koyuyorsun 3 gün sonra çürüyor. Neden? Çünkü onların o tohumlara ulaşabilmesi için, o ambalajlamanın yapılabilmesi için, o bilince ulaşması hemen böyle 2 senede olmaz. (Uçak Krizi 2 Sene) Onların bu noktaya gelmesi ve full lojistiği ayarlaması vs hayli sene demektir.

Sizce Rusya’nın bu kadar sorunu varken, bu denli agresif davranması ve Rus pazar ekonomisine de, Türkiye ve Türk iş adamlarını zorlaması doğru mu?

Türk iş adamlarının tam bir profili yoktur. Türk iş adamı dediğin; beyaz gömlek, kravatlı falan portatif iş adamı değil. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir profil yok zaten. İş adamları nasıl olur diye baktığımızda, iş adamları ticaret yaptığı o ülkedeki olanakları, kriterleri, kazancı görerek kendisine belirlediği kriterler içinde, ben varım diyen insanlardır. Rusya’da yaşadığım 20 sene boyunca Rusya’ya 3 dalga iş adamının gittiğini gördüm. 1. gidenler ilk Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği bölündükten sonra ki ilk giden iş adamları, daha çok alt sektörlerde çalışan ferdi becerileri olan biraz maceraperest ama cebinde yeteri kadar parası olmayan işadamları gitti. Rusya’yı bir göreyim bakayım ne yapabilirim mantığı içindeydiler. Bu ilk gidenler bir dalga oluşturturlar. Kasabı, bakkalı, terzisi, temizlikçisi gitti. Sonra baktılar ki Sosyalist sistemde paranın bir kıymeti yok, zamanın bir kıymeti yok. Pazar ekonomisinde ise, paranın bir kıymeti var, zamanın bir kıymeti var, her şeyin bir kıymeti var. Bu kıymeti insanlar anlayabiliyor mu? Evet zaman içinde anlayabiliyorlar. İş adamları baktılar ki buradan aldıklarını Rusya’da sattıklarında ciddi para kazanıyorlar, ilk ticaret bu aşamalardan geçti ve 3-4 sene sürdü. Bu aşamada çok kazananlar oldu. Burada 1 liraya aldıklarını Rusya’da 3 liraya satabiliyordu ama Türkiye’de 1 liraya aldıklarını 1,5 liraya bile zor satıyorlardı. Nedeni ise burada çok fazla rekabet vardı, Rusya’da yoktu. Bunu duyan 2. dalga insanlar ise, bu gelen olumlu geri dönüşümlerde biraz daha kafasını çalıştırdı, biraz daha iyi eğitimliler ve Rusya’da ufakta olsa bir şirketi olanlar işlerini bir işi kağıt üzerinde yapmaya başladılar. (ticarette en önemli şeydir, işi kağıt üzerinde resmileştirmek) 2. dalga giden işadamları bu işi ciddiye aldılar ve Rusya’da bir mağaza açalım, köşede bir dükkan açalım, bir pazarda bir konteynerimiz olsun amacıyla biraz daha kağıt üzerinde ciddiye alıp daha büyük çapta iş yapmaya başladılar. Onun üzerinden de 2-3 sene geçti ve bu süre içinde Rusya’da Bankacılık sistemi oturdu, hukuk sistemi işlemeye başladı, rekabetçi ortam oluşmaya başladı. Eskiden 1’e alıp 10’a satamazdınız şimdi 1’e aldığını ya 2’ye ya da 3’e satabilirsin. Bütün bu olumlu gelişmelerden sonra. 3. dalga Türkiye’deki kapitali olan şirketler dediler ki; şimdi bizim paralarımızla gidip iş yapma zamanı. Ancak bu 3. dalganın gidişi çok gecikmiş bir durum olsa da. 1. dalga ile 600 senedir ticaret yapan Hollanda, Belçika, Almanya gibi ülkelerdeki iş adamları risk sermayesiyle geldiler Rusya’ya iş sermayesi ile gelenler biz sana 1 milyon Euro veriyoruz, sen gidiyorsun Moskova’ya bizim markamızı tanıtacaksın ve sana 3 sene süre 3 sene içinde markayı tanıtamazsan, toplanıp geri dönüyorsun. Hedef belli markayı tanıtmak. Bu markalar alkol, giyim vb. her şey olabilir ama dikkat edilmesi gereken bir ceketinle değil bir sermayenle beraber gidiyorsun ufak bir sermaye ile giden yabancı gruplar çok büyük köşeleri kapmışlardır. Böyle olunca aradaki fark Türklerle diğer 600 senedir ticaret yapan insanlar arasındaki bakış açısı farkı olmuştur. Onların lehine giderek değişen bir pazar var. Bugün Nestle çikolatasıyla, Procter&Gamble ve Unilever markalarıyla pazarda sağlamlaştılar. 2000 li yılların başında bir diş fırçası kutusunun rengini araştırmak için 6 ay arge yapmışlardır. Hangi rengi koyalım da Rusya’da kriz yaratmasın, kırmızı beyaz mı koyalım yoksa kırmızı mavi mi koyalım, beyaz kırmızı mı koyalım, mavi mi olsun gibi 6 ay araştırma yapmışlardır. Çünkü bu firmaların güçlü kapitalleri var, o sermaye ile geldiler ve sağlam gidiyorlar. Aradaki en büyük fark bu. Kapitali olan insan neye bakar 1- Avrupalı risk sermayesi kapitaline bakar 1 milyon Euro seni sermaye ile hedeflemiş, 1 milyon Euro ile yaptın yaptın yapamadın mı dönüp geliyorsun. Avrupalı limitini koymuş. Kapital iş adamı gideceği ülkede sistemin oturmasını bekliyor. Bankacılık, hukuk, şirket alım satımı, hisseler, hisse sahiplerinin yasal hakları olsun diye bekliyor. Çünkü Avrupalı iş adamı sermaye getiriyor ve iş adamının da o ülkedeki siyasette güvenmesi lazım. Bugün herhangi bir ülkeye sermayeni götür. Örneğin; 1 milyon dolarını yarın sabah o ülkenin hükümeti desin ki; ben Türkiye’den gelen sermayelerin hepsini merkez bankasına aktardım hadi güle güle. Dediğinde iş adamı hakkını nerede savunacak. İşte o zaman Afrika’daki kral denilen devlet başkanıyla, senin ülkenin hiçbir farkı kalmaz. Çünkü ülke olarak sistemi çalıştırıp yabancı iş adamını koruyacak duruma gelmeli. Böylece daha büyük sermayelerin gelmesinin önü açılır ama sistem çalıştırılmadan, iş adamlarının sermayesinde devlet güvencesi olmadan o ülkedeki iş adamları da risk almadan küçük işler yapmaya başlar. O zamanda iş hacmi artmıyor. Örneğin; 2 kamyon ben sana göndereyim 2 kamyon sen bana gönder 2 kamyon 2 kamyon… fabrika açmak isteyenler içinde başka bir örnek, Rostov’daki halı fabrikasını bastılar bütün bilgisayarlarını toplayıp götürdüler. Götürülen malların hepsi Rus malı olmasına rağmen el koydular. Bu şirket kurulurken söylenen ‘’ Rus vatandaşlarından hak itibariyle hiçbir farkınız yok denilmişti.’’ Rus ticaret kanununda da ‘’Yabancı sermaye sahibi Rus vatandaşıyla eşittir ve aynı haklara sahiptir.’’ yazar. Rostov’daki halı fabrikasındaki bilgisayarları neden toplayıp götürdün? Fabrikanın müdürü Rus, muhasebecisi Rus vs hepsi Rus, ürettiklerini de Rusya içinde satılıyor ve zaten 5 senedir halı üretiyor. Stratejik bir durumu bile yok. Bunların nedeni uçak krizi! Peki bu adam sana gelip bir daha yatırım yapar mı? Yapmaz. Çünkü Rusya devlet olarak aşırı duygusal hareket etti ve ‘’vur deyince öldürdü’’ İlişkilerini dondurabilir ya da ticari faaliyetlerini durdurabilirdi. Rusya’da bir sistem yok sistemsizlik nedeniyle üstüne hoş görünebilmek için, üsteki adam emir veriyor vurun bunlar öldürüyorlar.

Türkiye’den Rusya’ya yatırım yapacak olan Türk iş adamı bu riskleri göz önünde bulundurarak mı Rusya pazarına girmeli?

Rusya’da hangi bakanı tanıyorsan artık o sana garantör olacak ki sermayeni güvence altına alabilesin. Bu sistem böyle yürürse olmaz. Yarın bu bakan öldü ya da görevi sona erdi mi ne olacak benim sermayem, sistemim?

Türkiye’nin sskisi gibi Rus pazarında olması baya zaman alacak diyebilir miyiz? Peki Avrupalılar nasıl çalışıyorlar?

Avrupalılar da ise risk sermayesi var, sigorta şirketleri ve garantili çalışıyor. Gerekirse riski satıyor. Türkiye’de sigorta şirketi tam oluşmuş bir sistem değil. Avrupalı iş adamı bütün risklerini sigorta ettiriyor. Örneğin; Rusya’da 10 milyon dolar yatırımım var sigorta ediyorum ve yarın fabrika da yangın çıktı bütün her şey gitti. Sonuçta sigortalı olduğu için yarın sigortadan paramı alırım diyebiliyor. Avrupalı iş adamı böyle çalışmakta.

Türk iş adamları Rusya’ya yatırım yapmaktan hala korkuyor diyebilir miyiz?

Elbette çünkü nedeni ise, ilişkilerin düzelmesine rağmen daha önceki Türk iş adamlarının haklarını Rusya devleti gasp etti. ‘’kusura bakma senin bilgisayarlarını almıştık şimdi buyur’’ dediler mi? Hayır. Hala Rostov’daki halı fabrikasının çalışma ruhsatı yok. Özür dileyip mağdur ettiği Türk iş adamına itibarını ve mallını iade etmiyor.

Şu anda var olan ilişkiler riskli ilişkiler olduğu için midir?

Dengede olan ilişkiler. Örneğin; Türkiye risk edip 2 kamyon domates gönderiyor, Rusya ödeme yapıyor. Türkiye 2 kamyon daha gönderiyor. Çünkü Rusya’nın başındaki insanlar, gücü elinde tutan insanlar.

Mesela Çin Rusya’da domates için hemen izin alabiliyor, çalışma izinlerini alıp seralarını kuruyor ve Rusya’nın verimli topraklarında 1 ayda sistem kurabiliyor. Elbette Çin ne kadar sağlıklı bu tartışılır ama Çin üretime geçiyor ve satıyor kimsede Çin’den rahatsız değil.

Uçak krizinden sonra iptal edilen listeden kabak, patlıcan daha yeni serbest bırakıldı. Üzerinden 2 sene geçmiş. Halbuki anlaşma ne zaman imzalandı? Özürden 1 sene sonra idi. Peki o tarihte Rusya’nın demesi gereken başta neredeydik buradaydık tamam hala oradayız ve biz size bu imkanların hepsini aynı gün açıyoruz demeliydi. Çin ile geçmişte uçak krizine dair benzer bir kriz yaşamadığı için Çin ile ticaret aktif yürüyor. Nedeni ise, iki devletin talepleriyle siyasilerin görüşlerinde ayrılık yok.

Anlaşılan şu mudur? Rusya ile Türkiye arasında hala Suriye sorunu var ve bu iki ülke hala birbirine güvenmiyor. Bu nedenle Türkiye geçmişte yaşadıklarından korkuyor Rusya’da bu kapıları hala açmış değil.

Açmış değil elbette ama bazı şeylerin olabilmesi için önce kapıların açılması lazım ki, ondan sonra o kapılara göre davranabilsin. Bir iş adamı Rusya’ya sermaye götürecek, St. Petersburg’da fabrika açacak, Ford’un yan sanayisi olarak (Türkiye’de bir yan sanayi var, Rusya ile en büyük farkımız odur, Rusya’da yan sanayi yoktur.) Kimseden ses çıkmıyor. Madem Hükümet olarak o kadar Türkleri destekliyorsun veya desteklemek istiyorsun devlet olarak size bir yetkili verdim ve bütün sorunlarınızı o çözecek denile bilinir. Ancak böyle bir sistem ya da yönlendirme yok.  

Rusya Türkiye’ye bütün kapıları kapatmış olmasından dolayı mı?

Uçak krizinden önce Türkiye’nin Rusya’da belli bir seviyesi vardı, daha o seviyeye gelinmiş değil. O seviyenin %40’larındayız. %50’sini geçtik diyemiyorum. Türk iş adamlarıyla 10 senedir çalışıyorsun ve uçak krizine kadar hiçbir problem yaşanmamasına rağmen Rusya’nın Türkiye’ye bakış açısı daha farklı olması lazımdı. Türkiye bağımsız bir ülke olduğu için, Almaya ya da İtalya gibi karar alma mekanizması yok. Avrupa Rusya’ya ambargo uygulayalım dediğinde grup olarak çalıştıklarından aldıkları kararlar grubun bağlayıcısıdır. Lakin Türkiye tek ve Türkiye’yi yanına çekmen gerekirken, sana faydası dokunacakken, Rusya olarak kapıları kapatmak yerine daha fazla açman gerekirdi. Rusya’nın korkuları ve kaprisleri anlaşılır değil.

Sizce bu kriz nasıl çözülebilir? Mesela Türkiye ve Rusya sizin gibi danışman şirketleri ya da araştırma merkezleri ile karşılıklı ilişkililer kurulup, Türk ve Rus iş dünyasını daha çok bir araya getirmeli mi? Bu sorunlar daha çok konuşulmalı mı? Nerede nasıl çözülür? Yoksa çözülecek şeyler değil mi? Yoksa Rus hükümetinin ağzından çıkacak laf mı beklenmeli?

Rusya’nın buradaki en önemli adımı hükumetin kalıcı bir karar alması, kalıcı ve uygulayıcı bir karar alması gerekir. Uçak krizinden önce 2000’li senelerin başında Rusya’ya giden bir Türkün Rusya’ya girişi 1 saat sürüyordu. Uçak krizinden öncede ise, bir Türkün Rusya’ya giriş 10 saniye idi. Bir Alman Vatandaşından daha hızlı geçiyordu. Nedeni ise yukarıdaki yetkilinin emrinden dolayı idi.

Sizce Rusya’da iş yapmak için siyasi gücün aşağıdaki en küçük yetkiliye talimat vermesi mi lazım?

Elbette Rusya hükümetinin en küçük yetkilisine Türklere eskisi gibi esnek davranılacak, emiriyle Türkler eskisi gibi Rusya’ya geçişlerde 10 saniyede rahat olacak. Uçak krizinden sonra hala 45 dakikada geçiyorsun. Bürokratik engeller hala devam ediyor, görevli seni keyfince istediği kadar bekletme yetkisine sahip. Bu prosedürü bilmemin nedeni ticaret ile uğraşmam. Novorossiysk’den mal getirirken, benim kamyonumun mal yüklemesi 1-2 saatte biterdi. Ne zaman Gürcistan savaşı başladı. Yukardaki yetkiliden talimat geldi. Türk tırlarına da Çin tarifesi uygulayın. Bana ait kamyonun malları indiriliyor (eskiden indirilmezdi.) depoya konuluyor. Gerekçeyi sorduğumda içinden numune alacağız deniliyor. 2 senedir hiç kimsenin numune almadığını söylüyorum. Zaten yanlış beyanda bulunursam cezayı kabul ediyorum ama neden yanlış beyanda bulunayım ki? İçinde neler oluğunu beyan etmeme rağmen olsun denilip incelemeye aldılar. Neden yapıyorsunuz diye sorduğumda tamamen bürokrasi olarak açıklıyorlar. 15 gün mallımı beklettiler, 15 gün sonra rapor geldi. Bu eziyet neden? Bütün bunları yaşayan biri olarak anlatıyorum.

Rusya’nın 3 ülke ile gümrük birliği anlaşması var. Bunlar Belarus ve Kazakistan. Türkiye’nin Belarus ile arasında hiçbir problem yok. Türkiye Belarus üzerinden ihracatını yapabilir mi? Bu Kazakistan’da Olabilir. Rusya’nın gümrük birliğinde olan bu iki ülkenin hangisiyle Türkiye bürokrasi açısından daha iyi çalışabilir?

Bürokrasi açısından Türkiye için en iyisi Belarus’dur. Malların büyük bölümünün Belarus üzerinden geçtiğini herkes bilir. Belarus’un alanı ne kadar? Örneğin; Moskova kadar, orada dağa taşa domates eksen ne kadar domates yetişir? İhracat rakamlarına bakıyorsun, bilmem kaç bin ton domates geçmiş hepsi de Belarus’dan. Belarus’un gece gündüz domates üretmesi demektir ki bu mantığa aykırıdır. Rusya’nın buna çözüm bulması gerekirken, sistem nerede tıkanırsa orada çözüm bulmayı tercih ediyor. Bu proaktif yöneticiliğin sistemi değil.

Sizin tavsiyeniz nedir? Türkiye’deki bir iş adamı Rusya’ya ne satabilir? Sadece yaş meyve mi satabilir, Türk iş adamı Rusya’daki ihracatını genişletebilir mi?

Elbette sadece yaş meyve değil, makine ekipmanı, otomotiv parçaları, otomotiv yan sanayi, mermer, mobilya bütün bu sektörlerin hepsiyle Rusya’ya ihracat yapıla bilinir.

Sizinle röportaja gelmeden önce Türkiye’nin birçok ihracatçısının web sitelerini inceledim. Mobilyacıdan, tekstilciye kadar web sitelerinde online satışları olmasına rağmen aktif olarak çalışmalarını göremedim. Elbette kargo ve lojistiği bavul ticareti tarzında devam ediyor ama özellikle tekstilci hala gümrükte resmiyet kazanmış değil. Peki sizce neden?

Rusya’da bavul ticareti tarzında ticaretin devam etmesi bazı insanların işine yarıyor. Ticaretin başka şekil almasına izin verilmiyor. Bu şekilde devam etmesinin nedeni ise, ihracat yaptığınız nakliye şirketiyle 6 dolara anlaşıyorsunuz nakliyeci 2 dolar gibi bir para kazanırken, paranın geri kalanı bu işe göz yumanların (rüşvet olarak) oluyor. Sistemin bundan kurtulması lazım. Rusya Türk kamyonlarına giriş izni belgesi vermiyor. Sizden 5 bin kamyon gelirse, 5 bin tanede Rus kamyon kiralayın diyor, ona da evet deniliyor. 5 binden fazla kamyonunuz var mı yok. O zaman siz de 5 binde kalın diyorlar. O zaman da Moldovya, Bulgaristan’a gidiyorsun. Onların kamyonlarını kiralıyorsun ve Türkiye’den mal gönderiyorsun. Seni birçok şekilde blokaj haline getirmiş oluyor. Nakliyede, gümrüklemede vb. bu işin bir parçası. Türkiye’de maliyet oluştururken bütün bunlar olayın bir parçası olarak görülmeli, bu olayın parçalarında kolaylık sağlayacakken işi yokuşa sürüyorsan. O zaman insanlardaki belli bir istek düzeyini yitirmesine neden oluyorsun ve bu sıkıntılardan dolayı yatırımcı vazgeçiyor. Örneğin; Rusya’nın çıkardığı bu kadar sıkıntıdan dolayı Türk iş adamları Rusya yerine İran’ı, Endonezya’yı tercih edebiliyor. Rusya çok büyük bir Pazar ama Rus pazarına girinceye kadar istek bitiyor.

Kazakistan ya da Belarus’da bir lojistik merkezi açıp malları oraya aktarıp, oradan da online satış üzerinden Türk iş adamları Rusya pazarına girebilir mi? Yoksa Türk iş adamları için Rusya pazarı tamamen karamsarlık mı içeriyor?

Öncelikle bir siyasi açılımın olması lazım. Siyasi açılımla Türk iş adamlarında da istek uyanacaktır. Turgut Özal döneminde, Özal Türk iş adamlarıyla beraber seyahat ederdi. Eskiden Cumhurbaşkanları ayrı uçardı, iş adamları ayrı ama Turgut Özal bu tabuyu yıkarak Türk iş adamlarıyla birebir iletişime geçmiştir. Böylece Turgut Özal Türk iş adamlarının sorunlarını dinleyerek, not alarak ilgilenirdi. Turgut Özal seyahat ettiği ülkelerin başkanlarıyla Türk iş adamlarının sorunlarını dile getirirdi. Şu an ki Cumhurbaşkanı da uçağına iş adamlarını alarak seyahat ediyor. Türk iş adamlarının sorunlarını dinleyerek, o iş adamlarının o ülke ile ilgili düşüncelerini tavsiyelerini dinliyor. Rusya’dan Türkiye’ye bakıldığında Gazprom, Rosatom şirketleri var ama bu devlet şirketi ve emir komuta ile çalışır. Bu iki şirket Rusya’da ciddi ekonomik katkı sağlar bu şirketlerin dışında bir boşluk var, ondan sonra çok ufak şirketler var. Aradaki boşluğun nedeni ise, insanlar inisiyatif alıp gelmiyorlar.

Ruslarında Türkiye’ye güvenmediklerini söyle bilir miyiz?

Türkiye’de bir rekabetçi pazar var. Örneğin; Türkiye’den Rusya’ya giden 100 girişimden ancak 1’i başarılı oluyor. Bunun bin tane etkeni var. Mesela; Yemek Sepeti 5 sene önce Moskova’da faaliyet göstermeye başladı. 2,5 milyon dolar harcadı ve tutulmadı döndü geldi.

Rusya’da başarılı olması gerekmez miydi? Rusya’da bu tarz hazır yiyecek sektörü hayli talep görmekte.

Aşırı güven. Ben bu işi Türkiye’de yaparsam, Rusya’da da yaparım anlayışı. Yapma tarzını değiştirmeden direk Türkiye’deki hedef kitlesinin talebine göre hareket etti. Danışmanlık vs aldı mı? Bana göre almamış.

Yani ülkeyi bölgeyi iyi tanımadan faaliyet gösterince tutulmadı diyorsunuz.

Kışın pizza nasıl dağılır bilmiyordu. Kışın pizza nasıl dağıtılır bilmeyen birini Moskova’da müdür yaparsan, baştan kaybettin demektir. Danışmanlık şirketi 1 değil belki 3 tane tutacaksın. Yemek Sepeti şirketinin tek danışmanlık şirketinle değil. Hukuk danışmanın, muhasebe danışmanın, ticari danışmanın ayrı olacak ki bütün bunlarla başarılı olabilirsin.

Danışman nedir?

Danışmanın Türkçesi, ‘’dayak yemiş insan demektir.’’ Yol gösteren, tecrübesi olandır. Param var, ben her yere giderim yaparım mantığıyla olduğunda maalesef üzücü örnekler yaşıyoruz.

Türkiye’de iş yapmak isteyen Rus iş adamları danışmanlık için geliyorlar mı?

Şu ana kadar olmadı. Ticari olarak satmak isteyenler var ama danışmanlık hizmeti almadı. Örneğin; bizim şirketin 3 ana çalışma alanı var. Biri deri kimyası, danışmanlık, genel ticari çalışma alanımız var. Zaman zaman beni ve şirketlerimin çalışma alanlarına göre teklifler gönderiyorlar. Örneğin; genelde kereste, palet satmak istiyoruz gibi gelip fikir alanlar oldu. Bu danışmanlık konusunda hem Türkiye’de hem de Rusya’da eksiklikler mevcut. Türkiye tarafı 90 senedir pazar ekonomisi içinde Rusya’ya bakıldığında ise, 20 senelik bir Pazar ekonomisi var ve en gelişmiş özel şirketi 11-12 yaşında. Devlet şirketleri ise 100 seneyi aşkın faaliyet gösterenleri var. Fransa, Almanya, Endonezya ve Çin gibi ülkelerin şirketlerine danışmanlıkta yaptım, onların şöyle bir ticari yaklaşımı var danışmanlık alarak işe başlıyorlar. Türkiye’nin en büyük eksiği ise özgüven problemi var ‘’ ben işi biliyorum’’ anlayışı olduğu için tutunamama sıkıntısı yaşıyorlar.

businesseurasia.com için yapılmıştır

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s