Fitneci trollere karşı muhafazakar duruş

CHP il başkanı tartışması gündemi meşgul etmiş durumda. Siyasi partilerin tartışmasına dahil olmadan Atatürk ve milli manevi değerler hakkında söylemek istediklerimi yazacağım.

Türkiye’de hayatımın çoğunu geçiren biri olarak şunu gördüm. Türkiye’de son 15 yıl içerisinde insan hakları ve çağdaşlaşma adı altında halkın manevi değerlerine saldırılıyor. Bu saldırı zaman zaman hedef değiştirse de gördüğüm kadarıyla Türkiye’de yaşayan farklı etnik ve dini unsurlarına karşı yapılmakta. Analiz edebildiğim kadarı ile bu tarz saldırıların hedefi milli manevi değerleri yok etmek, aynı anda bu değerleri benimsemiş kısmı da radikal adımlara itmek. Yani bir Atatürk sevenin, Atatürk savunmasını radikal halde yaptırmak. Özellikle sosyal medya da mensup olmadıkları kitle görünümü ile yapılan bu saldırılar farklı grupları bir birine düşürmek ve kırdırmak. Bir örnek gerekiyorsa, İslamcılara yapılan saldırılardan örnek veriyim. Sosyal medya da çoğu zaman , takma adı altında olan hesaplardan bütün Müslümanlar cinsel taciz veya yolsuzluk olayları ile ilişkilendirilip açıkça küfürler ediliyor. İnsanların sinir uçlarına dokunularak bireyler ve kitle sert bir cevaba zorlanıyor. Anasına veya peygamberine küfür edilen bir insan doğal olarak sert bir eylemle bunun hesabını sormak ister. Bir trol hesaba veremediği karşılığın kızgınlığı o trolün ait olduğu düşündüğü kitleye karşı yöneltiyor. Tabi sadece troller yapmıyor bu Tarz duygu sömürüsünü. Ama troller bunu meşrulaştırıyor. Karşısında olan birinin yüzüne söylemeyeceği lafları sanal duvar arkasından çok kolay ağızlardan çıkıyor. Siyasi görüşlerini son kapı doğru olarak gören insanlar da var. Bu şahısların en tehlikelisi ise öteki gördüğü kişileri klişeler ile değerlendirmek. Her bireyin öz düşüncelerini tek parti veya kutup çatısı altında toplayarak sözde tartıştığı insana ve onun manevi değerlerine ağır hakaretler savurmak. Böylece bilinçli veya bilinçsiz sözde demokrasi haklarını kullanarak karşıt insanlar şiddete itiliyor.

Peki bunun çözümü var mı? Bu soruya cevabı ararken aklıma gelen çözümlerden söz edeceğim. Bence ilk başta bu tarz davaların hukuki işlemleri devlet tarafından titizlikle yapılmalı. İnsana veya topluma karşı işlenen bu suçların caydırıcı cezası olmalı. Bu tarz vakaların hiç biri boş verilmemeli. Sadece yöneten veya muhalif denilmeden Türkiye cumhuriyetinde yaşayan herkesin hakları eşit olarak hukuk tarafından korunmalı. Özellikle siber suçlar ile ilgili yapılacak başvuruların nasıl yapıldığını sosyal medya platformlar üzerinde reklamla duyurulmalı. Hatta savcılık ve emniyet bu tarz suçlarla ön başvuruyu yine sosyal medya hesaplarından kabul etmeli. Kitlesel olaylarla devletlerin yıkıldığı bu dönemde, sosyal medya da yapılan bilinçli veya bilinçsiz saldırılar hemen karşılık bulmalı.

 

Birde manevi değerlere gelince. Bu konuda önemli olan ise muhafazakar olan siyasi gücün bu manevi değerlerine sahip çıkması. Özellikle parti demiyorum. Muhafazakar toplum diyorum. Türkiye’nin siyasi liderlerin Osmanlı padişahlarından Atatürk’e kadar, siyasi önderlerden dini önderlerine kadar, devletin ve milletin benimsediği fakat farklı kitlelerin bazen tartıştığı lider isimlere karşı yapılacak her saldırıya sert karşılık verilmeli. Tartışmak demokratik bir hak ama aşağılamak kimsenin hakkı değil.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s