Umut yolculuğu 2015 – İstanbul

Göçmen krizi yaşanırken yapılan bir söyleşi. 26.09.2016 yılında İstanbul’a gelip Avrupa’ya giden bir mülteci A.H.

Suriyeli göçmen A.H. ile röportaj.

İzmir sahiline vuran boğulmuş çocuğun cesedi dünya’da Suriyeli göçmenlerin Avrupa’ya gitmek için çıktıkları zor yolculuğu gündem yaptı.

Suriyeliler bu zor ve riskli yolculuğa neden çıkıyor. Neyi bulmak istiyorlar ve neden kaçıyorlar? Yaşadıkları ülke de durumları nasıl, sorunları nedir? Umutları nedir? Bu sorulara cevabını verebilmek için Suriyeli göçmenlerden birisi olan A.H. ile İstanbul’da görüştük. Kendisi AA muhabire konuşmayı kabul ederken hala Suriye’de yaşayan ailesini riske atmamak için yüzü göstermek istemedi ve ismin kodlanmasını istedi. Bu güvenlik şartları kabul edilince AA’ya konuşan A.H. geçmişi anlattı, geleceğe beslediği umutları anlattı.

Suriyeli gençlerin iki yolu var diyen A.H. ikisi de zor ve ölüm riski taşıyor dedi,  fakat bir yolun sonu Avrupa’da yeni hayat bulma imkanı taşırken diğeri sonsuz bir savaşa götürüyor dedi.

Muhabir:  Kendini tanıt, lütfen.

A.H.: Ben Suriyeliyim. Türkiye’ye geldim, burada yaşıyorum. Ukrayna da üniversite okudum ve Rusça biliyorum.  Ukrayna’da okulu bitirdiğim zaman memleketim Suriye’ye döndüm, 2006 yılında okulu bitirdim ve memleketime döndüm. Suriye’de savaş başladığı zaman ÖSO’ya katıldım. ÖSO saflarında 2 yıl savaştım. Ben Suriye’nin Rasul-Ayn’lıyım.  Orada PKK ile savaş başladığı zaman ÖSO çekildi. Ben kasabamı terk etmek zorunda kaldım. Evde kalamazdım artık. Bende Türkiye’ye geldim, iki sene buradayım. Çalışmaya başladım burada, boyacılık yaptım. Onun dışında çok iş yaptım burada, hamallık yaptım. Ben evliyim 1,5 yaşında kızım var ve 10 günlük yeni doğmuş oğlum var. Artık iş bulmak zor, bu bütün Suriyeliler için geçerli bir durum. Oradan kaçtık ama burada yaşam şartları çok zor.  Memleketime dönemiyorum.

Muhabir: Sen Rasul-Ayn’a dönemiyor musun ?

A.H.:  Yok. Evime dönemiyorum.

Muhabir: Siyasi nedenlerden mi?

A.H.: Ben PKK’ya  karşı savaştım bu yüzden artık dönemiyorum. Şahsi evime el konuldu. Orada bana ait her şeyi aldılar. Ailem şuan orada yaşıyor, eşim akrabaların yanında ve işi olmadıkça evden bile çıkmıyor.

Muhabir: Neden eşini ve çocuklarını Suriye’ye gönderdin?

A.H.:  Burada şartlar zor. Ben günlük 30 liraya çalışıyorum. Bu para yetmiyor. İki çocuğum var burada. Çocukların geçindirmek için daha çok kazanmalıyım. Şu an zor şartlarda yaşıyorum. Ben normal yaşamak istiyorum. Ama olmuyor. Ben onlara burada bakamıyorum ve onları oraya göndermek zorunda kaldım. İkinci çocuk yeni doğmuş. Doğduğu 7-ci günü ayrıldık onunla. Ben onu göremedim bile. O da bana bakamadı gözlerini açıp. Eşimi, çocuklarımı Suriye’ye gönderdim ve İstanbul’a geldim. İstanbul’a 2 yıl hiç gelmemiştim. Türkiye’nin başka şehirde yaşıyordum. Şimdi geldim İstanbul’a ve ne yapacağımı bilmiyorum. İş arıyorum ama iş yok. Çok zor. Önümde bütün kapılar kapalı ve gerçekten ne yapacağımı bilmiyorum.

Muhabir: Bu durumdan nasıl kurtulmaya umuyorsun ? Şu anda dünya gündemi olmuş Avrupa’ya akan göçmenler ve son işte boğulan çocuk resmi. İnsanlar Avrupa’ya kaçmaya çalışıyor. Sen böyle bir risk alır mıydın şu anda?

A.H.:  Param olsa o riske girerdim. Burada yaşam şartlar zor. Başka çare yok zaten. Evet riskli olabilir ama ölürsün ama insan gibi yaşarsın. Bu yollarla giden insan çok. İnsanlar Avrupa’ya başka çareleri olmadığı için gidiyor. Bende elime bir miktar para geçerse gideceğim. Burada şartlar zor, yaşam zor. Bende çocuklarım yanımda olsun istiyorum. Ailemle aynı çatı altında yaşamak istiyorum. Ben burada düşük ücretle çalışıyorum kazandığım para kiraya, elektrik ve gaz faturalara yetmiyor. Avrupa’ya gidenlere Avrupa’da her şey bedava. İlk iki yıl hiç para ödemiyorsun. İki yıl sonra iş bulma imkanın var. Hatta iyi iş bulma imkanın var. Eğer imkanım olursa bende Avrupa’ya gitmek istiyorum. Başka ne yapalım.

 

Muhabir:  Sen aileni riske atmaya hazır mısın? Bu kolay bir yol değil ve riskli yol.

A.H.: Hazır mıyım? Hazırım. Ben ailemin yanımda olmasını istiyorum. Ben normal şartlarda yaşamak istiyorum. Çocuklarım yanımda olsun istiyorum. Eşim yanımda olsun istiyorum. Fakat şu anda öyle bir imkanım yok. Bırak aileyi götürmek. Kendime yetecek yol param yok. Param olsa ben gederdim. Elime para geçsin bir gün bile durmam gideceğim buradan. Ailemi yanıma alabilecek miktarda param olsun onları da alırım yanıma. Öleceksek hepimiz beraber ölürüz yaşayacak olursa hep beraber yaşarız.

Muhabir: Şüphesiz herkes savaştan yorulmuş. Herkes Suriye savaşı bitsin istiyor. Sen şu anda Suriye’de durumları nasıl değerlendiriyorsun? Belki Suriye yarın barışa kavuşur, ne dersin?

A.H.:  Savaş bitmeyecek çünkü ABD savaş bitsin istemiyor. Avrupa isteseydi Suriye halkına yardım yapardı. Avrupa’ya kaçan Suriyeli yardım eden Avrupa o yardımı Suriye’de yapardı. Suriye savaşı bitirirlerdi. Fakat onlar bunu yapmak istemiyor. Avrupa orada yaşayan bütün radikalleri Suriye’ye gitsin istiyor. Onlar Avrupa’da yaşayan selefileri (vahabiler) Suriye’ye gitsin orada savaşsın ve orada ölsünler istiyor o yüzden savaşı bitirmek istemiyorlar. ABD, Avrupa, Rusya Suriye savaşı üzeri kendi sorunlarını çözmek istiyorlar. Bu bizi ilgilendirmez. Biz hür yaşam istiyoruz, insan gibi yaşamak istiyoruz. Türkiye bizim için çok şey yaptı. En çok yardım eden Türkiye oldu. Bak bugün Ürdün veya Lübnan’da yaşayan Suriyeli mültecilere onlar perişan durumda ama Türkiye’ye gelenler sonuçta rahat azami ihtiyaçları karşılanıyor ve aç değiller. Suriye savaşı bitmez ve gördüğüm Suriye 3-4 devlete ayrılacak. Kürtler, Vahabiler ve Alevi devletleri çıkacak ortaya diye düşünüyorum. Sonuçta Suriye halkı ölüyor, ben mühendis burada boyacı veya hamallık işi yapıyorum. Eğer dünya büyükleri samimi ise ve Suriye halka yardımcı olmak istiyorlarsa bu savaşı bitirsinler. Ben memleketim de yaşamak istiyorum, ben Türkiye’de yaşamak bile istemiyorum. Türkiye’ye teşekkür ediyorum çok destek oldu bize ama kendi ülkemde yaşamak istiyorum Avrupa’ya gitmek değil.  Rasul-Ayn’da yaşamak istiyorum. Üç sene anne  ve babamı görmedim. Onların bana ihtiyacı var, onlar yaşlı ve artık hastalar. Onların yanında olmam lazım ama olamıyorum.

Muhabir: A.H. gelecekten ne bekliyorsun? Hedefin ne?

A.H.: Savaş bitsin istiyorum. İşe giderken çalışırken her gün kendi kendime konuşurdum. Bu ay son ay ve savaş bitecek eve döneceğim. Her gün savaş bitecek umudu ile yaşıyorum ama savaş bitmiyor. Bilmiyorum…. . Bekliyorum.

Muhabir: Şimdi sen Avrupa’ya veya ABD, Kanada v.s.  gitmek için imkan bulursan gidecek misin?

A.H.: Evet gideceğim.

Muhabir: Sence bu devletler göçmenlerin yolda ölmemesi için ne yapmalı, göçmenlere nasıl yardım etmeli bu devletler?

A.H.: İnsanlar deniz yolu ile kaçıyorlar. Niye bu insanları resmi yolla almıyorlar. İnsanlar gidiyor sonuçta ve durmayacaklar gidecekler. Yardım etsinler bu insanlar, resmi yolla yapsınlar ve insanlar yollarda ölmesin. Ben biliyorum kaçakçılar kişi başına 1200 dolar para alıyor. 1 yaşı dolduran çocuklardan 600 dolar alıyorlar. Bütün sahiller göçmen dolu. Facebook bu işi yapan kaçakçıların sayfalarla dolu. Bakın sizde bulursunuz o sayfaları. Bu sayfalarda telefon numaraları var yaptıkları kaçak işin fotoğrafları var. Gidin bakın. Göçmenlerin ölmemesini istiyorlarsa bunu resmi yolla yapsınlar. Gemi göndersinler, uçak göndersinler.

Muhabir: Yani bu insanlar nasıl olsa bu yoldan gidecek doğru mu? O zaman Avrupa bu insanlar risksiz alternatif sunsun diyorsun doğru mu? Göçmenleri kabul etsin mi diyorsun?

A.H.: Evet. Bende bunu diyorum. Niye bu devletler bu insanları düşünmüyor? Onlar görüyor bu insanlar sonuçta durmadan göç ediyorlar. Zor ve riskli yollar onları durdurmuyor.  Her gece kaçakçı 200-300 göçmeni Yunan adalarına taşıyor. Suriye halkın iki seçimi var. Biri DAEŞe gidecek ve 300-400 dolara karşı savaşa katılacak veya Avrupa’ya kaçacak. İkisi de hayat riski taşıyor. İki yolun sonu yine ölüm. Bu insanlar niye göç ediyor diye soruluyor fakat başka seçimleri yok.

Muhabir: Suriyelilerin iki seçim var diyorsun DAEŞ veya Avrupa ve ikisi son derece riskli, doğrumu?

A.H.: Evet risk büyük ama deniz geçip Avrupa’ya gidenler hayatta kalırsa o zaman hayat şartları düzeliyor. İnsan gibi yaşama şansını yakalamış oluyor.

Muhabir: Senin seçim Avrupa mı?

A.H.: Tabi ki evet. Ben savaşın başında iki sene ÖSO saflarında savaştım. Ben her şeyi gördüm. Ben sağduyulu bir isyanım. Olan biteni anlayabiliyorum analız yapabiliyorum. Ben bu güçlerin samimi olduğunu artık inanmıyorum. Artık bıktım. Savaş başladığı zaman özgürlük için elimize silah aldık ama bu bizi aşan oyun. Herkes oynuyor hiç kimse samimi değil. Suriye halkı oyuna geldi.

Muhabir: Teşekkür ederim.

Not: AA için yapılmış ve yayınlanmıştı

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s