Ukrayna, Suriye, Gürcistan üçgeninde Türkiye

En son Ukrayna’nın Donetsk şehre gittim haber yapmak için. Eskiden doğu Ukrayna’nın sanayi başkenti idi Donetsk, günümüzde ise bir hayal devletin başkentliği yapıyor.

Donetsk Halk Cumhuriyeti olarak adlandırılan suni bir oluşumun başkenti Donetsk 2015-16 yıllarında olduğu gibi kaos içinde yaşamıyor. Hatta sokaklarını gezerken Rusya’nın Rostov şehrinden çok farkı yok. Gerçi Ukrayna dilinde yazılı tabelalar nerede olduğunu belli ediyor. Bir taraftan sokakta olan Rusya polisin, askerin bire bir kopyası olan militanlar obür taraftan Ukraynalı yazı ve tabelalar iki slav kültürün ortasına sıkışmış bir şehrin gerçeklerini yansıtıyor. Yakın geçmişte bu bölgede en gelişmiş ve canlı bir şehir olan Donetsk’in akşam 11’den sonra hayalete dönmesi ise trajedinin bam başka tarafı. Gerçi şehir 11 sonrası hayalete dönüşüyor ama en önemli şeyler de gece 11’dan sonra başlıyor. Bir savaş muhabiri için bu gece hayatı görmek için veremeyeceği yoktur, ama bu sefer bana ne cephe akreditasyonu verildi ne de akşam sokağa çıkma izni. Hayatımda en uzun geceleri yaşadım Donetsk’te diye düşünüyordum, boş ve uzun geceleri. Fakat bugün Türk TV’de izlediğim bir DAEŞ haberi hafızamı canlandırdı.

Donetsk’te akşamları otelden çıkamadığım için, otelin barında bulunan kahve deposunu da bitirmiştim. Gerçi 3 liraya içtiğim kapuçinolar cebime de ağır gelmiyordu. Otelin lobisinde bulduğum konuşulacak herkesle çaktırmadan söyleşi yaptım. Sordum, hatta bazen tartıştık. İşte bu tartışmaların en enteresan konuğu ismini de hatırlayamadığım bir ‘entelektüel’ idi. Rusya’yı iyi bilen biri olarak bazı istenmeyen entelektüellerin hangi kurumlarda çalıştığını kolayca anlıyorum. Söz konusu bey efendi masaya dahil olunca aklımdan geçen ise – “Otele kapattınız yetmedi, birde burada yakın takibe aldınız oldu”.

Ritz Karlson’da tutulan Suudi prensler gibi şık bir hayat yaşamazsak da otelimizde akşamları sıcak geçiyordu. Kimisi 100 gram 100 gram içerken, kimisi cappuccino takılıyordu. Fakat o akşamlarımız ‘ortodoks cihad’ ile DAEŞ arasında gide geliyordu. Karşı taraf ‘DAEŞ’ ile vururken ben ise ‘ortodoks cihad’ DAEŞ’ten farklı olmadığını savunuyordum. 2015’te Lukhansk’ta çalışırken aynı tartışmayı yaşarken bir Rus Nazi militanların gerçek zamanda sosyal medyayı kulanarak nasıl iletişimde olduklarına şahit olmuştum. Bir zamanlar S.Petersburg’da aynı Nazi gruplarda ‘başkaları’ kovalayan bu rus gençler artık üç farklı cephede karşılıklı savaşıyordu. Ukrayna yanlısı Azov birliğinde, Rus yanlısı ayrılıkçı BETMEN birliği ve Ukrayna’dan uzak Suriye çöllerinde savaşırken namlu başına taktıkları GoPro kamera görüntülerini ve kafa kesme görüntülerini paylaşıyordu bu insanlar. Rusya’nın S.Petersburg’tan çıkmış üç farklı savaş ideolojiye inanıp öldürmeye giden bu gençler aslında küçüklüğünden beri eğitildikleri işi yapıyordu. İdeoloji ise bu işin entelektüel tarafıydı sadece. Kim ne benimsemiş ise.

2015 Lukhansk ile 2017 Donetsk çok daha farklıydı. O zamanın vahşi milis güçleri artık düzenli orduya dönüştü. Ukrayna’da başta olarak radikal unsurlar temizlendi. Rus yanlısı milislerde artık düzenli orduya dönüştü, dönüşmek istemeyen suikasta kurban oldu veya savaşı bırakıp gitti buradan. Suriye ve İrak’ta DAEŞ’e karşı zafer ilan edildi.

DAEŞ’in gerçi ilginç bir tarafı var, saha da yenilen örgüt ve örgüt içinde olan yabancı savaşçılar çok farklı ülkelerde ortaya çıkıyor. Her yönden kuş atılmış bu örgütün üyeleri kaçamazdı derken bakıyorsun bir çok ülke kendi topraklarına dönenlerin sayısını bile tam veriyor.

Yine benim ilgimi çeken Atatürk havalimanı katliamın planlayıcısı olarak basında haber olan Ahmed Çatayev. Çatayev geçmişte bir çok ülke de tutuklanmış ve serbest kalmıştı. Atatürk havalimanı katliamı Rakka’dan planladığını idda ediliyordu ve orada olduğu biliniyordu yine basında. Gerçi Çatayev Atatürk Havalimanı saldırısı sonrası çeçence bir ses bandı paylaşıp suçu kabul etmemişti fakat ilginç olan Rakka’da olan bu terröristin YPG/Daeş anlaşmalı Rakka çekilmesinden sonra Gürcistan’da ortaya çıkması. Yine Çatayev çeçenler arasında Mikhail Saakaşvili döneminde Gürcistan istihbaratla yakın ilişkisi olan biri olarak biliniyordu.

Suriye savaşı başladığında Çeçenlerin Suriye’de cihada katılmasına en çok karşı çıkan bir isim olan Şehid Medet Ünlü’nün suikastın kuyruğu da Odessa’ya uzanıyor. Yine Saakaşvili ve onun adamları da Odessa’da toplanmıştı. Yine Saakaşvili’nın ABD adamı olduğu da hiç sır değil. Gürcistan’dan gelip Of’ta çay toplayan bir gürcü vatandaşın Ahmed Çatayev’in Gürcistan’a gitmeden önce konaklaması da aklıma o Donetsk akşamları ismini bile hatırlayamadığım entelektüel bir rus yanlısı militanın aktardığı bilgileri getirdi. Şimdi düşündüm de belki de o 100 gramlar fazla gelmişti ‘entelektüel’ militana ve dili çözüldü.

Hayatında ilk defa gördüğü bir gazeteciye Ukraynalı Azov birliği militanın esirin sözleri diye bana Ukrayna’dan Suriye’ye silah trafiğin nasıl yapıldığını anlatmaya çalışıyordu. Türkiye’de liman ve şirket isimlerle silah kaçakçıların adlarını bile veren bu arkadaşın kesinlikle beni yanıltmaya çalıştığını düşündüğüm için ve bu bilgilerin propaganda savaşın bir parçası olduğunu emin olmuştum ‘sallayan sallıyor’ düşünerek bir kulağımdan girdi diğer kulağımdan çıktı verdiği bilgi ve dikkate almadım. Fakat bugün Ukrayna, Suriye ve Gürcistan kesin bir üçgen olduğundan emin olmaya başlıyorum. Daha önce militan bağlantılarını, bazı batılı ülkelerin Suriye’de istihbarat örgütlerin teröristler ile iş birliği. 15 temmuz darbe girişimi dahil olarak terör başta olarak siyasi ve ekonomi kumpaslarla Türkiye’ye yapılan saldırılar Suriye devrimin ilk baştan beri halkın özgürlüğü için başlatılmadığını düşündürüyor.

Komplo teorilere kapılmak bir gazeteci ve araştırmacı için hiç iyi bir şey değil ama benim bugüne kadar anladığım Ortadoğu’da kaos senaryoları uygulayan, terör örgütleri eğitip kollayan BATI ve diğer istihbarat örgütlerin asıl hedefi Türkiye. Çünkü Türkiye Ukrayna, Gürcistan, Suriye den geçip Orta Asya’dan Kuzey Kore’ye kadar uzanan Rusya vs ABD fay hattında ABD’nın planlarını alt üst etti. Komple teorilere kapılmadan bir çok kumpasın arkasında istihbarat örgütlerin olduğunu anlamak mümkün günümüzde Türkiye gelecekte kendisine karşı saldırılara maruz kalacağı gibi hibrit savaşın istihbarat çatışmaların sahneleneceği bir ülke olacağından da emin olmak mümkün.

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s